Menüler kısmından ayarlayınız.

15 TEMMUZ ŞİİRLERİ

Bu Vatan Kimin?

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.

Orhan Şaik Gökyay

15 TEMMUZ DESTANI

Safi olma dost bilme ey evladım herkesi
Tarihte olanları… oku , öğren, bil evlat
Yıl iki bin on altı on beş temmuz gecesi…
Neler gördüm, yaşadım… anlatayım , bil evlat

Tankla tüfekle gelip köprüyü kapattılar
Bizim helikoptere… bizleri , tarattılar
Devletin reisini , yavere arattılar
Yazayım hainleri … yüzsüzleri bil evlat

İslam’ın , son kalesi …Türkiye’yi yıkmaktı
Muratları… kardeşi, kardeşe kırdırmaktı
Müslüman’ı dünyada… sefil , garip koymaktı
NATO darbe planı , olduğunu bil evlat

Namaz kılan birine , Mümin misin, sorulmaz
Bir müminden mümine asla tuzak kurulmaz
Düşman içerideyse…Kale dıştan korunmaz
(Fetö)cü iblisleri , rezilleri bil evlat

Hizmet himmet diyerek senelerce yoldular
Devlet kadrolarına sülalece doldular
Kimi zaman sağdılar…kimi zaman soldular
Açayım kütükleri ….soylarını bil evlat

Haşhaşiler soyundan geldiler günümüze
Takiyede bulunup güldüler yüzümüze
İslam’ı kullanarak girdiler özümüze
Tam kırk yıllık proje , olduğunu bil evlat

Devlet istihbaratı, şifreyi çözdüğünde
Geç olmuştu Hulusi , oyunu gördüğünde
Gard açık yakalandı…komutanlar düğünde
Ümit DÜNDAR paşanın duruşunu bil evlat

Helikoptere binip Marmaris’e vardılar
Otelin etrafını , ( SAT)’lar ile sardılar
İki polisimizi , şehit edip kaçtılar
Asker kılığındaki , alçakları bil evlat

ABD , İsrail’i harekata katıldı
Meclisin üzerine tam üç bomba atıldı
Anadolu o gece hainlerce satıldı
Müslüman Türk düşmanı…odakları bil evlat

Büyük adaya gelip dev ekranlar kurdular
Milletten mukavemet görünce kudurdular
O gecenin sabahı Yunan’a sığındılar
Helikoptere binip… kaçanları bil evlat

Düşmanlar, içimdeki hainleri kullandı
Kendi uçağım ile meclisim bombalandı…
Müttefikim ABD …İncirde yakalandı
İncirliğin içinde dönenleri , bil evlat

Reisin çağrısını…televizyondan duydu
Oğlu Tayyip OLÇOK’la , ilk o çağrıya uydu
Şehadet şerbetini içen gözünü yumdu…
Vatan, bayrak uğuna… ölenleri bil evlat

(FaceTime) ’ın üzerinden iletişim sağlandı
Hande FIRAT yayına telefonla bağlandı
O gece yüreğimiz , hainlerce dağlandı…
Hangi şartta çağrıyı … Reis yaptı , bil evlat

Minarelerden sela sabaha dek okundu
Bazısına alerji…yaptı , fena dokundu
Müezzinler satırla, sopalarla kovuldu
Ezanlardan rahatsız …olanlar var, bil evlat

İsmail KAHRAMAN’la genel kurul toplandı
Bekir BOZDAĞ konuşma yaparken bombalandı
İnceöz’ün gür sesi salonda yankılandı
Meclis , o gece GAZİ… nasıl oldu bil evlat

TRT’nin yolları hainlerce tutuldu
Plan tamamdı ama vatandaş unutuldu
Darbenin bildirisi…TİJEN’e okutuldu
O gece nerden döndük…vahameti bil evlat

Kimi şehitlik için abdest aldı fırladı
Kimi nefis , soluğu … fırıncılarda aldı
Milletimiz o gece, dışarda sabahladı
Şehitler köprüsünün destanını bil evlat

Aksakallı “evladım, koru dedi vatanı”
Semih TERZİ haindir, vur vatanı satanı
Otuz kurşun yiyip te şu mezarda yatanı…
Ömer Halis Demir’i… yiğitleri bil evlat

Sağnak sağnak kurşunlar…emir serbest ateşti
Ne Şerife bacılar …bilsen kimler yetişti
Kaçar denilen millet, bir çağrıyla birleşti
Anar ailesini … Ahi Köyü bil evlat

Akıncılar üssünden havalanıp kalkanı
Uçak kalkmasın diye ekinini yakanı
Anlatmadan olur mu…Ankara’nın Kazan’ı
Bitik köyü muhtarı , Hicabi’yi bil evlat

Emniyetten Gölbaşı acil kodla arandı
Bombalanma olayı, telsizden doğrulandı
Elli bir Türk polisi cennete uğurlandı…
Bu vatanı bekleyen …aslanlar var , bil evlat

Kadın erkek inanan, herkes oldu mücahit
İki bin küsur gazi …iki yüz küsur şehit
Uçurumun başından, döndük yaradan şahit
Vereyim rakamları…bilançoyu bil evlat

Kimi pijamalıydı, üstünde kimlik yoktu…
Kimi tanınmayacak halde başı kopuktu
(HÖH) O gece kuruldu…ne muhteşem kolluktu…
Kader üstünde kader… olduğunu, bil evlat

Tankın altına yatan, üste çıkan mı dersin
Hangisini yazayım, hangisini istersin…
Allah’ım her vatana böyle bir millet versin
Darbeye, darbeye vuran… milletini bil evlat

Nasihat olsun sözüm kulak veren herkese
Olur da bir gün dönüp …yine tekrar ederse
Çiğnetme vatanını , kulak ver kutlu sese
Milletinin , arkanda … olduğunu bil evlat

Mahir Toksoy

MİLLETE BAKIN HELE!

Türk’e kefen biçenler, 15 Temmuz gecesi
Taylar gibi şahlanan millete bakın hele!
İmandan sonra vatan, aşkların en yücesi.
Cihat emrini alan millete bakın hele!

Bizdik o gece, bizdik, uçağa sapan atan,
Özgürlüğü uğruna mermiye kafa tutan!
Göğsünü siper eden, tankın altına yatan,
Aslan misali dalan millete bakın hele!

Damarında gezen kan, bayrak rengi kırmızı.
Ak yüreğinde mühür, hilaliyle yıldızı.
Asker doğar ve asker ölür erkeği, kızı;
Öz benliğini bulan millete bakın hele!

Aksakallı emretti; ölüme selam durdu
Başçavuş Ömer Halis, darbeci puştu vurdu.
İlk kurşun, ilk kahraman, tek başına bir ordu…
Cennette karar kılan millete bakın hele!

Kamyonuyla Şerife Bacı’m bir Nene Hatun.
Gelin de Safiye’yi, elinizdeyse, tutun.
Küçük dillerinizi Türkan Ana’yla yutun.
Gülerek şehit olan millete bakın hele!

F-16’ya yandı Hicabi’nin samanı;
Semalara yükseldi kör edici dumanı.
Mehmet egzoz tıkadı, dilettirdi amanı.
Şeytana ıslık çalan millete bakın hele!

Nice nice yiğitler Başkomutan emriyle,
Eline ne geçtiyse, taş, sopa, kemeriyle,
Her biri akıncıydı, çocuğuyla, piriyle,
Koşup meydana dolan millete bakın hele!

Hayranlık uyandırdı tavizsiz edaları,
Yeri, göğü inletti marşları, nidaları.
“Tekbir!”, “Allahuekber!” diyen gür sedaları
Semalardan duyulan millete bakın hele!

Halk yediden yetmişe, kalp kalbe ve kol kola,
Yoğun ateş altında vermedi tek bir mola.
Âdeta meleklerle karışıp, kutlu yola
Allah için koyulan millete bakın hele!

Kırk yıllık planları dört saatte çökerten,
İşgal heveslerini kahramanca göçerten,
Dosta parmak ısırtan, kâfire iç geçirten,
Haine korku salan millete bakın hele!
Darbeyi etti yalan; millete bakın hele!

Mücella Pakdemir

15 TEMMUZ ŞEHİTLER MARŞI

Temmuzun onbeşi şehitler ölmez.
Bu millet liderinin sözünden dönmez.
Türkiyem haini asla affetmez.
Düğün niyetiyle biz ölüme gideriz.

Durmak yok bizlere bugünden gayrı,
Hepimiz Mehmediz biz ayrı ayrı,
Tanklara siper olan bedenler ile,
Düğün niyetiyle biz ölüme gideriz.

Sular uyusa da düşman uyumaz,
Bu vatan uğruna göz uyku tutmaz,
Öyle bir destan ki; hiç unutulmaz,
Düğün niyetiyle biz ölüme gideriz.

Ya Allah,Bismillah,Allahu Ekber,
Kahraman milletim meydanda bekler,
Kutsal bir görev bu iyi nöbetler,
Düğün niyetiyle biz ölüme gideriz.

Osman Ali AYDIN-Yusuf DÜLGER

OTUZ KUŞ ŞİİR SÖZLERİ

Ben, babamın en hüzünlü yanıyım.

Ben, babamın aslan kahramanıyım

Öyle değil mi baba!

Gözlerin kıpkırmızı.

Çok mu ağladın?

Baba, o geceyi birde benden dinle.

Ama her zamanki gibi dinle,

Tebessümle.

Rüyamda kanat sesleri duydum, mevsim yazdı.

Kanat seslerinin ardından,

Muhteşem bir koku yayıldı etrafa.

Sanki biraz gül biraz leylaktı.

Sonra otuz kuş gördüm, hepsi beyazdı.

Otuz kuş, gökyüzüne şehadet diye yazdı.

Bir ses duydum, sala sesiydi.

“Hayırdır” dedim.

“Hayırdır” dediler.

Çukur Kuyu’daki gökyüzü gibiydi uçtukları yer.

Ve beni tutup gökyüzüne yükselttiler.

Kanatlarında kan vardı.

“Hayırdır” dedim.

Hadi sende uç,

Bizden hızlı uçabilirsin dediler.

Otuz kuş, beni boşluğa bıraktı Baba.

Birden uyandım.

“Hayrolur” dedim.

Meğer, gecesi vatanım için kâbus olacak bir güne uyanmışım.

Gökyüzünün yıldızlarını çalıp omuzlarına takan hain yüzler gördüm o gece.

Ruhları yoktu.

Korkar mı senin oğlun, korkmaz..

Korkmadım!

Zekai paşamı aradım.

“O makam senin namusundur Ömer.

Ben gelene kadar namusunu koru.

Gerekirse o vatan hainini vur.

Vazifenin sonunda şehadette var Ömer.

Hakkını bana helal et..”

Paşam, şehadet der demez,

Yine kulağıma kanat sesleri geldi.

Rüya değil bu kez.

Uyanıktım.

Muhteşem bir koku yayıldı odaya.

Bir şey oldu o an..

Sanki Ellerim, omuzlarım çeliktendi.

Sanki tek başıma tüm dünyayla savaşabilirdim.

Vatan hainine döndüm,

Arkasında karanlık yüzlü adamları vardı.

“Giremezsiniz!” Dedim.

Bir aslanın karşısında duran çakallar gibiydiler.

Ve saldırdılar.

Silahımı çekip baş haini alnından vurdum.

Yine kuşları gördüm baba.

Bana doğru uçuyordu.

Otuz kuş, kanat sesleri, vücuduma dokunan..

Ve kanatlarında kan.

Sala sesi, gökleri yırtan.

Muhteşem bir koku.

Gül mü? leylak mı? içime yayılan

Ve Çukur Kuyu’nun gökyüzü,

Masmavi, Bulutsuz ve sessiz.

Ve sessizlik…

İçimde huzur, Gökyüzündeyim.

Ama artık kuşlar beni tutmuyor baba.

Uçuyorum.

Ve onlardan hızlıyım.

Meğer ben, şehit olmuşum baba.

Bil ki yalnız değilim burada.

Yine ordudayım,

Şehitler ordusunda.

Baba, ne oldu biliyor musun?

Peygamber alınlarımızdan öptü.

Şehitlere dedi ki;

“Kardeşlerinizi tebrik edin,

Bunlar benim garip şehitlerimdir.

Çünkü sizler düşmanla savaşırken şehit oldunuz,

Onlar kardeş bildikleri hainlerle savaştı.

Sizlerin silahları vardı,

Ama bunlar silahsızdı.

Sizler tanklarla savaştınız,

Bunlarsa kendi tanklarının altında ezildi.

Sizler uçaklarla düşmanı bombalarken şehit oldunuz,

Ama bunlar kendi uçaklarından atılan bombalara göğüslerini siper etti.

Bunlar benim gariplerimdir.

Tebrik edin kardeşlerinizi.”

Baba, milletime söyle;

Al bayrağın dalgalandığı her yerde biz varız.

Paşama söyle;

Namusumu çiğnetmedim.

Anama, çocuklarıma, eşime, kardeşlerime söyle;

Deki Ömer size bir vatan bıraktı.

Çekinmeden, bu vatan bizim diyebilirsiniz.

Çünkü bedelini ödedim.

Baba, ben oğluma, Ertuğrul’a bu vatan için ölmeyi öğrettim.

Sende bana öğrettiğin gibi,

Vatan için yaşamayı öğret.

Bu vatan sizin baba!

Otuz kurşun yedim,

Bedelini ödedim.

Babacığım;

Hürmetle ellerinden öperim.

Ben, babamın en hüzünlü yanıyım,

Ben, babamın aslan kahramanıyım

Ben, vatanımın asil kahramanıyım…

15 TEMMUZ’DA MİLLETİN GÜCÜ

15 Temmuz 2016, saat 22 sularında,
Bir avuç satılmış köpek, boğaziçi semalarında,
Elinde benim tüfeğim,binmiş benim tankıma,
Üstüne yürüyor,ateş ediyor benim halkıma.

Derken; TRT binasını bastı darbeci asker,
Darbe bildirisini okuyor, esir spiker,
Tam ülke elden gitti gidiyor,
Başkomutan, halkı meydanlara davet ediyor.

Ey! hak sevdalısı yiğidim, sen istersin de millet durur mu?
Senin davetine icabet etmemek hiç olur mu?
Hele bir de; mevzu, memleket meselesi olunca,
Yüce Türk milletinin gücünün üstünde, güç olur mu?

Tek yürek oldu millet, bozguna uğradı cuntacı,
Zafer selaları ile inledi, ülkemin dört bir yanı,
Metin olun kardeşlerim, yerde kalmaz şehitlerimizin kanı,
İşte böyle, “ÖLÜMÜNE” kimseye vermeyiz biz bu vatanı.

Tuncay Amasyalı

DEMOKRASİ BİRLİĞİ
On beş Temmuz Gecesi
Sardı her tarafı bombaların sesi
Paramparça oldu Büyük Millet Meclisi
Vatanı kurtarmak için yaptık demokrasi

Bayrak düşmedi yerlere
Her zaman gönüllerde
Çok şehit verdik o gece
Onlar ölmedi yaşıyor yüreklerde

O gece bozulmadı birlik
Çabalar sonucu düşmanı gönderdik
Biz yenilmez bir ülkeyiz
Bunu da düşmana biz öğrettik

Esma AYDIN