Menüler kısmından ayarlayınız.

Aşık DAİMİ

NE AĞLARSIN DELİ GÖNÜL

İstanbul’da doğdu aslen Erzincan’ın Tercan ilçesindendir Ali Babaoğullarından Baba daimi 1. dünya savaşı sıralarında İstanbul’a göç etmiştir. Asıl adı İsmail Aydın’dır. Her iki dedesinin de saz şairi olmasının etkisiyle küçük yaşta bağlama çalmayı ve aşıklık geleneğini öğrenmiştir. Ancak ilk ustası Aşık Davut Sulari’dir. Yaklaşık 10 yaşında Davut Sulari’nin yanında çıraklığa başlayan Daimi, 2.5 yıl kadar birlikte dolaşarak geleneğe, şiire ve türküye ilişkin bilgisini pekiştirmiştir.

Aşık Daimi, 1950 yılında İstanbul’dan ayrılarak Tercan’a yerleşmiştir. Özellikle bu yıllar, yörede duyulduğu ve sevildiği dönemdir. Aynı zamanda kendisinin de aşıklık geleneğini pekiştirmesini sağlamıştır. 1962’den sonra yeniden İstanbul’a dönen Daimi ölümüne dek orada yaşamıştır. Geçmişi dolayısıyla Daimi Baba, Tercanlı Daimi gibi adlarla anıldı.

Önceleri usta malı türküler söyleyen Aşık Daimi daha sonra kendi deyişlerine ağırlık verdi. 1948 yılında “Bir seher vaktinde indim bağlara” dizesiyle başlayan ilk şiirini yazıp müziklendiren, yaşamı boyunca arşivlere yüzlerce türkü kazandıran Aşık Daimi, TRT tarafından açılan sınavı kazanarak kaşeli sanatçı olmuştur.

Özellikle yaşamının son 20 yılında birçok genç ozanı etkilemiştir. Uzun yıllar birçok sanatçı ve ozana bağlama dersleri vermiştir. Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde konserler vermiş, onlarca kaset ve plak doldurmuştur. Şiirlerinde sevgi, doğa ve her türden ayrımcılığı eleştiren, insan öğesini öne çıkaran konuları işlemiştir. Kızı Yadigar Aydın Orhan tarafından hazırlanan Daimi’nin tüm şiirleri ve deyişlerinin toplandığı kitap “Aşık Daimi, Hayatı ve Eserleri” (1999) adıyla yayınlanmıştır.

SEÇME DEYİŞLERİ

Nasıl Yar Diyeyim Ben Böyle Yare

Gitme Durnam

Ömrüm Kadrini Bilmedime

Kainatın Aynasıyım

Bir seher vaktinde indim bağlara

Bir seher vaktinde indim bağlara
Öter seyda bülbül, dil yarelenir
Bakmaz mısın sinemdeki dağlara
Derdimi dökmeye dil yarelenir

Boş geçirmeyelim gel bu çağları
Dolaşalım sahraları dağları
Bir gün gazel döker ömrün bağları
Eser sam yelleri dal yarelenir

Daimi’yim yanar aşkın çırağı
Dostun muhabbeti cennet otağı
Ancak şu dünyada derdim ortağı
Sazım figan eder tel yarelenir

Aşık İsmail Daimi

Aşıklar neylesin seni

Aşıklar neylesin seni
Bir ismin var yalan dünya
Haramiler kol kol olsun
Etsin seni talan dünya

Yaş ağaçları kurutdun
Bunca canları çürütdün
Eline geçeni yutdun
Dev ejderha yılan dünya

Daimi konan göçüyor
Bahar geldi gül açıyor
Çirkin güzelden kaçıyor
Kargalara kalan dünya

Aşık İsmail Daimi

La İlahe İllallah

Gece gündüz okuram
La ilahe illallah
Bülbül oldum şakıram
La ilahe illallah

Alemlerin hudası
Oldum pirin gedası
Gönüllerin cilası
La ilahe illallah

Mümin olur takınan
Kör nefisten sakınan
Dört kitapta okunan
La ilahe illallah

Münkür olan azılı
Bu defterden kazılı
Dört kitapta yazılı
La ilahe illallah

Aşıklara sevdası
Eser aşkın havası
İmamların duası
La ilahe illallah

Hakikatin çırası
Müminlerin töresi
Geldi hakkın süresi
La ilahe illallah

Müminlerin topusu
Muhabbettir tapusu
Sekiz Uçmak kapusu
La ilahe illallah

Düştük Hak taktirine
Varılmaz tedbirine
Seltna’nın keşkürüne
La ilahe illallah

Gider Şaha siyadet
Oldu bize bu adet
Ehlimana şahadet
La ilahe illallah

Dört kapının çırağı
Müminlerin durağı
Yerin göğün direği
La ilahe illallah

Şen olur aşk otağı
Açılır cennet bağı
Okunur seher çağı
La ilahe illallah

Daimi’nin yücesi
Geldi Kadir gecesi
Cebrailin hecesi
La ilahe illallah

Aşık İsmail Daimi

Ne Ağlarsın

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
Göklere Erişti Figânım Ahım,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Bir Gülün Çevresi Dikendir Hardır,
Bülbül Har Elinde Ah İle Zardır.
Ne Olsa Da Kışın Sonu Bahardır,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Daimi’yem Her Can Ermez Bu Sırra,
Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.
Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Aşık İsmail Daimi

Zeynep Benzer Güllere (Zeynebo)

Zeynep benzer güllere (hele gel hele gel Zeynebo)
Şeker ezmiş dillere (hele gel hele gel Zeynebo)
Bugün bayram günüdür (hele gel hele gel Zeynebo)
Kına yakmış ellere (hele gel hele gel Zeynebo)

Şarap doldur şişeye (hele gel hele gel Zeynebo)
Sakın deme Ayşe’ye (hele gel hele gel Zeynebo)
Annen baban görmesin (hele gel hele gel Zeynebo)
Pısarak gel köşeye (hele gel hele gel Zeynebo)

Adım adım hopla gel (hele gel hele gel Zeynebo)
Saç bağını topla gel (hele gel hele gel Zeynebo)
Kapıdan gelemezsen (hele gel hele gel Zeynebo)
Pencereden atla gel (hele gel hele gel Zeynebo)

Elin uzat bohçaya (hele gel hele gel Zeynebo)
Yavaş yavaş in çaya (hele gel hele gel Zeynebo)
Aşıkına söz verdim (hele gel hele gel Zeynebo)
İn gel bizim bahçeye (hele gel hele gel Zeynebo)

Aşık İsmail Daimi

Temelim Muhammet Mekanım Ali

Aşkına düşeli yandım kül oldum
Derdimdir Muhammet dermanım Ali
Elin tutup bir mürşide kul oldum
Yolumdur Muhammet erkanım Ali

Hakikat bezmine kadim şah olan
Cümle müminlere kıblegah olan
Tarikat elinde mihri mah olan
Demimdir Muhammet devranım Ali

Mümin olur kör nefisten sakınan
Muhabbetin güllerini takınan
Dört kitabın beş yerinde okunan
Bağımdır Muhammet reyhanım Ali

Bir mihnet eyledim şahlar şahına
Düzdüm katerimi aşkın rahına
Yüzümü sürmüşem dost dergahına
Üstadım Muhammet burhanım Ali

Daimi’yim gördüm hakkın yolunu
Derdim dost bağının gonca gülünü
Teslim olup tuttum pirin elini
Temelim Muhammet mekanım Ali
Aşık İsmail Daimi