Menüler kısmından ayarlayınız.

Gurbet Şiirleri

Fatih Kisaparmak – Gurbet Turkusu
Yine aksam cöktü yaban ellere, ayrılık rüzgari esti neyleyim.
Bende ne ettim ki zalim felege,sıladan rızkımı  kesti neyleyim.
Elin vatanından doğdu dölümüz,gene buralarda kaldi ölümüz.
Bir günün içinde soldu Gülümüz,kavuşmalar bize küstü neyleyim.

Sira Daglar memleketi geziyor,
garip anam yollarimi gözlüyor.
Öyle özledimi icim sizliyor,
banaymis felek kasti neyleyim.

Güzel günler gelir diye umarak,

gecti ömrüm daldan koptu son yaprak.
Anladim bahtima gün dogmayacak,

içimi karalar basti neyleyim.
Hep senin oldugun rüyalar gördüm.

uyanınca bile hayaller kurdum.
Yollarda kendimle konustum durdum

sol yanimdaki kus sustu neyleyim.
Ayrilik Rüzgari Esti Neyleyim …

Dön Gel Yârim Almanya’dan

Akdereler durgun akar
Gök çayırlar çiğdem kokar
Yavruların yola bakar
Dön gel yârim Almanya’dan

Kimselere hor bakmadım
Boynuma inci takmadım
Elime kına yakmadım
Dön gel yârim Almanya’dan

Yağmur yağar kar sepeler
Görünmez dağlar tepeler
Pas tuttu gümüş küpeler
Dön gel yârim Almanya’dan

Bunca sabır bunca emek
Benim bahtım bu mu demek
Zor geliyor yol gözlemek
Dön gel yârim Almanya’dan

Bakarım yollar toz olur
Morca dağlar boz boz olur
Yiğit yurdundan yoz olur
Dön gel yârim Almanya’dan

Mektup getirmiyor posta
Hasret kalma eşe dosta
Ne olursun agustosta
Dön gel yârim Almanya’dan

Anam babam duacıdır
Yârim başımın tacıdır
Yurt hasreti çok acıdır
Dön gel yârim Almanya’dan

Kırılsın feleğin çarkı
Issız kodu evi barkı
Neme gerek elin mark’ı
Dön gel yârim Almanya’dan

Aş da gel Balkan Dagini
Yeniden belle bagini
Öp vatanin topragini
Dön gel yârim Almanya’dan

Hasan Turan dertli söyler
Gamlı gönül köşkü neyler
Issız kaldı bizim köyler
Dön gel yârim Almanya’dan

Hasan Turan

Gurbet

Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!

Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet

Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..

N. Fazıl Kısakürek

Gönlündeki Gurbet

Dost ülkeler duman duman önümde
Dağların alnında gurbet yazılı
Göv göcekler firez oldu gönlümde
Çamların dalında gurbet yazılı

Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan
Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan
Özümüz gövünür yanık havadan
Sazların telinde gurbet yazılı

Gene yanar oldu bağrımın başı,
Nasıl söner bu sevginin ateşi?
Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı
Atların nalında gurbet yazılı

Bir canım olsa da yurt için versem
Ufka nakış nakış kanımı sersem
Kalk gardaş sılaya gidelim desem
Ötüken yolunda gurbet yazılı

Abdurrahim Karakoç

.

.

.

 

.

 

 

 

 

Gönül Gurbet Ele Çıkma

Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yöğrüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet ilde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez

Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz

Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Sunam gurbet elin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez

Emrah der ki düştüm dile
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz

Erzurumlu Emrah

 

Gurbet Elde Baş Yastığa Gelende

Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Siyah toprağıyla taşı garibin

Yazık oldu şu Garib’in haline
Doymak olmaz lezzetine tadına
Her geldikçe yarenleri yadına
Dinmez asla çeşmi yaşı garibin

Gurbet ele garip giden bilinmez
Ağlayınca çeşmi yaşı silinmez
Garip nedir halin diye sorulmaz
Bulunmaz yareni eşi garibin

Gülmez nere gitse garibin yüzü
Kirlidir yakası yaşlıdır gözü
Açmaz bir yol kimseye gizli sözü
Muhabbettir hep sırdaşı garibin

Gurbet elde ben Garib’e kim baksın
Anam yoktur gelip gözyaşı döksün
Sanem yoktur mezarıma taş diksin
Bir çalıdır mezar taşı garibin

Aşık Garip

Gurbet

Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı,
Hepsi başka biçimde.

Eriyorum gitgide;
Elveda her ümide.
Gurbet benliğimi de
Bitirmiş bir içimde.

Ne arzum, ne emelim…
Yaralanmış bir elim
Ben gurbette değilim,
Gurbet benim içimde.

Kemalettin Kamu

 

GURBET ELDE

Ne dost vardır, ne arkadaş
Geçmez günler gurbet elde
Kahrolursun yavaş yavaş
Geçmez günler gurbet elde

Gönlün kırık, küskün olur
Dudakların suskun durur
Sıla senin tutkun olur
Geçmez günler gurbet elde

Yabancıdır bakan gözler
Uzanmaz ki sırta eller
Çektiğini bilemezler
Geçmez günler gurbet elde

A. Erol Göksu

Gurbet Elde Bir Hal Geldi Başıma     

 

Gurbet Elde Bir Hal Geldi Başıma,
Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir.
Derman Arar İken Derde Düş Oldum,
Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir.

Huma Kuşu Suya Düştü Ölmedi,
Dünya Sultan Süleyman’a Kalmadı.
Dedim Yâre Gidem Nasip Olmadı,
Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir.

Kağıda Yazarlar Ufak Yazılar,
Anasız Olur Mu Körpe Kuzular.
Yürek Yaralıdır, Ciğer Sızılar,
Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir.

Pir Sultan Abdal’ım Böyle Buyurdu,
Ayrılık Donları Biçti Giydirdi.
Ben Ayrılmaz İdim Felek Ayırdı
Ağlama Gözlerim Mevlâ Kerimdir.

 

 

 

.