Menüler kısmından ayarlayınız.

GÜNÜN ŞİİRLERİ

Bu Ellere Türkoğlu Türk Sahiptir
Bu dağların bu yerlerin farkı var

Bu ellere Türk oğlu Türk sahiptir

Gökte Allah yerde ayeti Kuran
Buda bize Rabbimizden nasiptir

Bu dağların bu yerlerin farkı var
Bu ellere Türk oğlu Türk sahiptir

Bu tarihin her anında mertlik var

Bize karşı her fitneye birlik var

Vatan için şehit olmak şereftir
Toprağına kan karışmış bir Türk var

Bu tarihin her anında mertlik var
Bize karşı her fitneye birlik var

Bunu duysun bütün dünya
Yolumuzdan yoktur dönüş

Şerefli bir Türk olmayı
Rabbim bize nasip etmiş

Bunu duysun bütün dünya
Kardeşçe olur yükseliş

Onurlu bir Türk olmayı
Rabbim bize nasip etmiş

Bu tarihin her anında mertlik var
Bize karşı her fitneye birlik var

Vatan için şehit olmak şereftir
Toprağına kan karışmış bir Türk var

Tarihin her sayfasında mertlik var
Karşımızda her düşmana birlik var

Vatan için şehit olmak şereftir
Toprağına kan karışmış bir Türk var

Bunu duysun bütün dünya
Yolumuzdan yoktur dönüş

Onurlu bir Türk olmayı
Rabbim bize nasip etmiş

 

Faruk MANGIRCI

Çırpınırdı Karadeniz
Bakıp Türk’ün bayrağına
Ah ölmeden bir görseydim
Düşe bilsem toprağına

Sırmalar sarsam koluna
inciler dizsem yoluna
Fırtınalar dursun yana
Yol ver Türk’ün bayrağına.

Ayrı düştüm dost elinden
Yıllar var ki çarpar sinem
Vefalı Türk geldi yine
Selam Türk’ün bayrağına.

Kafkaslar’dan esen yeller
Şimdi sana selam söyler
Olsun bütün Turan eller
Kurban Türk’ün bayrağına.

Kafkaslar’dan aşacağız
Türklüğe şan katacağız
Türk’ün şanlı bayrağını
Turan ele asacağız.

Anayurt marşı

 

Lyrics: Ahmed Javad
Mus: U. Hajibekov

Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine
Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı…
Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu
Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı…
Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok
Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini…
Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara
Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı…
Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Yıllar, aylar, günler erirken yasta
Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı!..
(Suları Islatamadım)
.
Abdurrahim Karakoç

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder,
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile, yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı
Ses:Hümeyra