Menüler kısmından ayarlayınız.

Bestelenmiş Naatlar

– Yunus EmreAdı Güzel, Arayı Arayı Bulsam İziniAşkın ile Aşıklar,

– Aziz Mahmud HüdaiYa Resulallah (Mehmed Emin Ay tarafından)

– GoetheHz. Muhammed ( “Yakarış” adıyla Grup Tan tarafından)

– Şeyh Es’ad Erbiliİster (İki ayrı makamla Mehmed Emin Ay tarafından)

GÖNÜL NURU CEMALİNDEN

Gönül nûr-ı cemâlinden habîbim bir ziyâ ister.
Gözüm hâk-i rehinden ey tabîbim tûtiyâ ister.

Safâ-yı sîneme zulmet veren jeng-i günâhımdır.
Aman ey kân-ı ihsân zulmet-i kalbim cilâ ister.

Yetiş imdâda ey şâh-ı risâlet rûz-ı mahşerde.
Ki derd-i bî-devâ-ı ma’siyet senden şifâ ister.

Ne âb-ı dîdeden rahat ne âh-ı sîneden imdâd.
Benim bâr-ı günâhım lûtf-ı şâh-ı enbiyâ ister.

Sarıldım dâmen-i ihsânına ey şâfi-i ümmet.
Dahîlek yâ Muhammed hasta cânım bir devâ ister.
.
Gül-i ruhsârına meftûn olanlar şüphesiz sensiz.
Ne mülk ü mâl ü cân ister ne de zevk ü safâ ister.

N’ola bir kerre şâd olsun cemâl-i bâ-kemâlinle.
Ki kemter bendeniz Es’ad sana olmak fedâ ister.

M.Es’ad Erbili (k.s)

– Hasan Basri ÇantayCanlara Canan Diye Sevdim 


Sevdim seni hep canlara cânân diye sevdim
Bir ben değil âlem sana kurban diye sevdim

Ecrâm-ı felek levh u kalem mest-i nigahın
Didarına aşık ulu Yezdân diye sevdim

Mahşerde nebiler bile senden medet ister
Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim

Aşkınla buhurdan gibi tütmede bu kalbim
Sensiz bana Cennet bile hicran diye sevdim

Ta arşa çıkar her gece aşıkların ahı
Asilere lütfun yüce ferman diye sevdim

Doğ kalbime bir lahzacık ey nûr-i Dilârâ
Sevdanı gönül derdine derman diye sevdim

Bülbül de senin bağrı yanık aşık-ı zârın
Feryadı bütün ateş-i sûzân diye sevdim

Huriler ezelden beri Şeydâ-yı cemalin
Yanmıştı sana Yusuf-i Kenan diye sevdim

Evlad ü iyalden geçerek Ravza’na geldim
Evsafını medhetmede Kur’ân diye sevdim

Kıtmirinim ey Şâh-ı Rüsûl kovma kapından
Âlemlere rahmet dedi Rahman diye sevdim

Şeydâ kuluna nazar eyle nazar-ı merhametinle
Bir lahza nazar en büyük ihsan diye sevdim

Hasan Basri Çantay

– Arif Nihat AsyaNaat  

– Ali Ulvi KurucuDerdimendim

Derdimendim yâ Rasûlallah, devâ ol derdime,
Destgir ol, yâ Habiballah, bu asî mücrime! ..
Sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime? ..
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..

Bûy-i vaslındır, muattar eyleyen sünbülleri,
Nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri,
Gül cemâlindir Habîbim, mesteden bülbülleri,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Cânını cânâne kurban eyliyor pervâneler,
Bezm-i vaslın neş’esinden, gaşyolur mestâneler,
Aşıkın gözyaşlarından, doldu hep peymâneler,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..

Ermek istersen, O şâh’ın himmet-ü imdâdına,
Cânü dilden âşık ol sen; ‘İsm-i zât’ evrâdına,
Ses verir (Ulvî) ; melekler âteşin feryâdına,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım.

Ali Ulvi Kurucu

– Nurullah GençYağmur  

– Mustafa UçurumDilbesteyim (Mustafa Demirci tarafından)

– Adem ÖzbaySen Gel Diye Ey Sevgili (Ömer Karaoğlu tarafından)


Yaradan Rabbimin adıyla okudum,
Ey Muhammed   (sav)!Seni okudum.
Okundu çoğaldı,harflerim,ırmaklarım,
Yıldızlarım…

Bütün kitaplara senin isminle yazıldım,
Doğdum,Muhammed   ‘e doğdum.
Aşıksam,Muhammed   ‘e aşığım.
Ölürsem,Muhammed   ‘e ölürüm.
Gelirsem Muhammed   ‘e gelirim.

Yusuf oldum,kuyularda hep seni bekledim,
Hüseyin oldum Kerbela’da,
Kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini,
Gelsin de dudaklarımla,taşıyan ellerinden
Ab-ı hayat akıtsın içime diye bekledim.

Bekledim,
Kapandı yollarım
Uzattım parmaklarımı Hallaç gibi doğrandı
Ellerim
Hiç Seni söylemedim.
Dağlandı dudaklarım
Yazdım gözyaşlarımla,Mekke’nin dağlarına,
Ey sevgili,gel diye…

Sevgili…
Ben Veysel’im,
Kenan illerinde hasretini soluyan,
Hırkana bürünürüm,karanlıkta kaybolduğumda,
Dört taraftan,vururlar bana.
Vururlar da söyletmezler sensizliği.

Sümeyye gibi,develer ayırır bedenimi,
Hamza’yım,ey sevgili,
Uhud’dayım,tam önündeyim.
Vahşi’nin mızrağı deler geçer yüreğimi,
Gel de okşa ne olur,oyulmuş kalbimi,
Hint değil hasretin acıtır onu.

Gittin ya gül yüzlü sevgili.
Kırıldım gittiğinden beri
Kırıldıkça yandı canım.
Çarmıha gerilen benim ellerim,benim bedenim,
Benim ayaklarım.
Harami sofralarda sergilenen benim başım.
Beni bir ağaçta kıstırdılar,
Kör bir testereyle biçildim.
Ağladım,kurudu göz pınarlarım
Ağladım,hasretinle türkü yaktım.
Ağladım,gel diye ey Sevgili..!

Ey Sevgili…Kırıldı mı dişin,
Dikenler acıttı mı ayaklarını,
Deve işkembeleri,kirletti mi elbiselerini?
Medine yollarında yoruldun mu?
Taif’te taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize,kırgın mısın ey Sevgili?

Şimdi bir şarkı düşer dilimize,
Bir aşk iner yüreğimize,
Bir el tutar,elimizden,
Bir af fermanı gelir ötelerden.
Bir Sen gelirsin,bir Sen gelirsin.
Biz bin seviniriz;Sevgilim Muhammed    (S.A.V) diye…
Sevgilim Muhammed    (S.A.V) diye…
Meleklerle yarış ederiz.

Gel sevgili.gel,öp,kokla ve yeşert bizi
Ve kalbimizi.

Adem Özbay