Menüler kısmından ayarlayınız.

BURASI MUŞTUR(Türküsünün Hikayesi)

                HİKAYESİ                                                   TÜRKÜSÜ


BURASI MUŞTUR(Türküsünün Hikayesi) ile ilgili görsel sonucu
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk her söylenişinde duygulandığı ve en sevdigi Türkülerden olan Türkünün hikayesi “Anadolu çocuklarının ne işleri vardı Yemen çöllerinde? Oraya gönderildiklerinde belki yeni evliydiler. İçlerinden birinin şansı yaver gider de geri dönebilseler kendisi ve eşi yaşlanmış, çocuğu kızsa gelinlik çağa gelmiş, e…
rkekse koskoca delikanlı olmuş bulurdu. Bütün bunlar ne içindi? Yazık günah değilmiydi evlatlarımıza? “dediği Muş Türküsü hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan “Yemen Türküsü” adıyla Yemen’e mal edilerek, Türküde geçen “Burası Muştur…”kısmının “Burası Huştur…”diye söylenmesi ile Kamu oyu yanlış bilgilendirilmektedir. Ve Türkümüzü arap Türküsü olarak göstermek istenmektedir. Oysaki kamu yayıncılığının
temsilcisi ve devletimizin en saygın kuruluşlarından olan TRT arşivleri incelendiğinde;ve eski emekli bir generalin araştırması sonucu gercekler ortaya çıkmıştır.

Acılı,elemli ve yaslı bir Türkünün öyküsüdür bu.

Tarihi bilinmez. Aslında bilinir de herkes kendine göre değişik bir tarih söyler. Ama biz olayın gerçek yüzünü olaya yaşayan ve anlatanların diliyle Türküyü dönüştürüldüğü biçimiyle anlatalım. Anlatılanlara göre o tarihte osmanlı yemen çöllerinde zorlu bir savaşa tutulmuştur.divanlar kurulur,savaş ve şartları haftalar boyu tartışılır durulur.sonunda çözümün
yemen ellerine vilayetlerden birinde oluşturulacak bir alayla gidilmesinin mümkün olduğuna karar verilir.Düşünülür ki;bir tek vilayetten birlik oluşunca bunlar hep akraba ve hısım olacakları için birbirlerine bağlılığı ve dayanışmaları ile savaş alanında kaçmaları söz konusu olamaz.Haberler salınır.Osmanlının dört bir yanından uzun beklemelere karşın istekli çıkmaz bu oluşuma.Aslında istek olmasına olurda osmanlının istediği gibi olmaz.değişik vilayetlerden çıkan bu gönüllü sayısıda yeterli olmaz.

Bu sırada Muş’dan Bulanık,Malazgirt ve Varto’dan bir ses yükselir osmanlıya;”hepimiz varız,gönüllüyüz Yemen çöllerine gitmeye”
Osmanlıya haber iletilir.Yetkililer bakar sayı yeterli,karar verilir ve yemen çöllerine Muş’dan oluşturulanbir redif alayı gönderilir.Yemen’E gidilmesine gidilir ama,hiçbiride geri dönmez.işte bu Türkü gidipte gelemeyen o isimsiz kahramanlardan Muş’a kalan sevgilisinin sesi,özlemi,elemi ve de acısıdır.

Havada bulut yok bu ne dumandır

Mahlede ölüm yok bu ne şivandır

Bu yemen elleri ne de yamandır

Ano Yemen’dir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş’tur yolu yokuştur

Giden gelmiyor acep ne iştir

Mongokun suları ovaya akar

Ağam asker olmuş yüreğim yakar

Gözlerim kan çanak ağama bakar

Gider isem ağam sana köleyim

Cemalin bir gülsün ben de geleyim

Yemen çöllerinde senle öleyim

Şafağın atmışta terkisin bağlar

Yavuklunun oturmuş için kan ağlar

Hasretin dayanmaz bostanlar bağlar

Saçımın telini edem hedayet

Günahım yoğtur ki dilem nedamet

Muş’tan başka yoğmu burda velayet

Kışlanın önünde çalınır sazlar

Gözlerim ağlıyor yüreğim sızlar

Yemen’e gidene ağlıyor kızlar

Tez gel ağam tez gel eğlenmiyesin

İngiliz hayındır güvenmeyesin

Arap dilber çoktur evlenmiyesin

Karasu uzanır sıra söğütler

Yüzbaşım oturmuş asker öğütler

Yemen’e gidiyor baba yiğitler

Kışlanın önünde redif sesi var

Açın çantasına bakın nesi var

Bir çift potin ile birde fesi var

Tüfekler çatıldı kaşlar çatıldı

Ağam mavzer-ilen öge atıldı

Alkanlar içinde kuma yatıldı

Tez gel ağam tez gel dayanamirem

Uyku geflet basmış uyanamirem

Ağam öldüğüne inanamirem